Hilye-i Şerife Ketebeli, Hicri 1286/Miladi
1869 tarihli, aharlı kâğıt üzerine
is mürekkebi ile, sülüs ve nesih
hatla kaleme alınmış eserde Hz.
Muhammed’in sözlü portresi Hz.
Ali’den rivayetle yazılmıştır. Eserin... bir diğer önemi ve orijinalitesi, Hz. Ali’den rivayet edilen klasik hilye metninin dışına çıkılmış olmasıdır. Göbek kısmındaki tasvir metni Peygamberin ashabından farklı rivayetlerle zenginleştirilmiştir.
Gerek sülüs gerekse nesih hattında
Yahya Hilmi Efendi’nin eriştiği yüksek
sanat düzeyi açıkça görülmektedir.
Hilal kısmı, yeşil yapraklı bir çelenk
şeklinde, ortadaki nesih metni
çerçevelemektedir. Dört Halife’nin isimlerinin
çevresindeki boşluklar açık mavi
zemin üzerine çiçek buketleri ile tezyin
edilmiştir. Cetvelleri altınla çekilmiş,
dış pervaz ise altın kurdelelerle
süslenmiştir. Eserin başmakamındaki besmelenin
sağında yer alan nesih yazılar, klasik
hilye formatının dışında olup, yenilikçi
bir yaklaşımla yazılmıştır. Ünlü hattat Yahya Hilmi Efendi’nin
ebadı, yazı kalitesi ve olağanüstü
tezyinatı itibariyle nadir bulunur,
sanat değeri yüksek, koleksiyonluk
bir eseridir. 90 x 50 cm. * Özel Koleksiyon. Yahya Hilmi Efendi (1833-1907) Yeniçeri esnafından iken, ocağın lağvından sonra Bayezid’de kâğıtçılık yapmaya başlayan Ayntablı Dalkılıç Hacı
Halil Ağa’nın oğlu olarak, ömrü boyunca ikamet edeceği İstanbul’un Süleymaniye semtindeki dünyaya gelmiştir. Sıbyan mektebini
bitirdikten sonra, henüz 15 yaşında olduğu halde Bâb-ı Ser-askerî’de Nizamiye Jurnal Kalemi’nin mülâzımlarından olmuştur.
Bu arada Ahmed Hazım Efendi’nin Bayezid ve Sultan Ahmed camilerindeki derslerine devam ederek, 1861 senesinde icazet
almıştır. Daha sonra Hâşim Efendi’den ve Matbaa-i Âmire musahhihi (düzeltmeni) Halil Zühtü Efendi’den de sülüs ve nesih dersi
görmeye devam etmiş ve icazet almıştır. 1848’de başladığı memuriyette ise senelerce hüsn-i hizmetten sonra 1876’da kalemin mümeyyizliğe ve nihâyet müdürlüğe
kadar yükselen Yahya Hilmi Efendi, altmış seneye yakın hizmetten sonra 1907’de, görevinin başında iken vücuduna isabet eden
inme nedeniyle görevden çekilmiş ve aynı senenin 23 Kasım günü vefat etmiştir. Sülüs ve nesih yazıda çok olgun bir üstad olduğundan şüphe yoktur. Bilhassa nesihte fevkalade kudretli bir hattat olan Yahya
Hilmi Efendi’nin ismi, dönemin iki büyük nesih üstadı olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi ve Şevki Efendi’den sonra anılmaktadır.
Onların günümüze kadar etkisini korumayı başarmış üslûbu karşısında, kendine has latif şivesiyle dikkati çeken Yahya Hilmi
Efendi’nin, nesih hatta 25 kadar Mushaf-ı şerif ile müteaddid enam-ı ve delail-ül hayrat yazdığı bilinmektedir. Mushaflarından üçü halen Topkapı Sarayı Müzesi, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ve Sakıp Sabancı Müzesi’nde bulunmakta
olup, ikmaline muvaffak olduğu, Şeyh Hamdullah merhumun İbrahim Suresi’ne kadar yazabildiği büyük kıt‘a mushaf-ı şerifi de
Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’ndedir. Evâhir-i halinde Ser-asker Rıza Paşa için yazmağa başladığı mushafın 21. cüzünden sonrasını
bitirmeye ömrü yetmemiş, mezkûr eser bilahare Re’fet Efendi tarafından tamamlanmıştır. Bunların haricinde müze ve koleksiyonlarda bir hayli hilye, levha ve murakkası bulunan Yahya Hilmi Efendi’nin çabuk yazan bir
hattat olduğu bilinmektedir.Devamını Oku