Celi Sülüs Hat Levhası Ketebeli, Hicri 1375/Miladi 1955 tarihli
eser aharlı kâğıt üzerine is mürekkebi
ile, celi sülüs ve iki satır rıkâ’ hattı ile
kaleme alınmıştır. Celi sülüs istifte
Arapça, “(Onlara)... oku attığın zaman sen
atmadın, ama Allah attı.” mealindeki
Kur’an ayeti (Enfal Suresi, 17. ayet)
yazılıdır. Halim Efendi’nin okla ilgili
bu ayeti seçmiş olması dostu hattat
Necmeddin Okyay’ın okçuluğuna işaret
etmek istemesindendir. Nitekim, gerçek bir harf ve istif dâhisi
olan Halim Özyazıcı, üstteki ‘remâ’ (attı)
kelimesinin ‘ye’ harfini (yâ-i ma’kûs)
sivri ucu sağ tarafa bakan bir ok gibi
istifin en üst noktasına yerleştirmiştir. Bu kelimenin hemen solunda kalan
‘velâkin’ kelimesinin ‘kef’ harfini de
yay şeklinde olup okun hemen soluna
yerleştirmiştir. Böyle bakıldığında büyük hattatın
istifin içine adeta yayından yeni fırlamış
bir ok yerleştirdiği görülür. İstifindeki
bu ‘ok ve yay’ nüktesiyle Halim Efendi
adeta Necmeddin ‘Okyay’ın soyadına
da işaret etmektedir. Halim Efendi’nin
bu ince buluşu onun, hat sanatında
harflerin estetik imkânlarını zorlayan,
gerçekten yaratıcı kimliğe sahip,
büyük bir sanatçı olduğunu bize tekrar
göstermektedir. Alt kısımda yer alan, rikâ’ hattıyla
kaleme aldığı iki satırda ise Halim
Efendi eserini hattat Necmeddin
Okyay’a hediye olarak hazırladığını şu
sözleriyle ifade etmektedir:
“Okçulukta üstâd ve taliknüvîs ve
nihrîr, Sürûrî-i zamân, Hattat Hâfız
Necmüddîn Efendi kardeşimize bir
hâtıra olmak üzere takdim…”.
İthafında da Halim Efendi öncelikle
Necmeddin Okyay’ın okçuluğunu
zikrederek, hediye olarak hazırladığı
bu eserdeki ‘ok-yay’ nüktesine dikkat
çekmektedir. Arkasından, onun talik
hattında ulaştığı yüksek seviyeye
işaret etmek için taliknüvîs, diğer
klasik sanat konularındaki engin bilgi
ve tecrübesini kaydetmek için ise
nihrîr sıfatını kullanmıştır. Son olarak,
ebced hesabıyla tarih düşürmekteki
büyük mahareti sebebiyle Necmeddin
Okyay’ı ünlü Osmanlı şairi Sürûrî’ye
benzetmekte ve ‘zamanımızın Sürûrî’si’ (Sürûrî-i zamân) ifadesini
kullanmaktadır. Eserin ince tezyinatının yazılışından
hemen sonra müzehhip D. Tahsin
Aykutalp ve S. Fevzi Erce tarafından
müştereken hazırlandığı bilgisini Prof.
M. Uğur Derman vermektedir. (Ref:
Prof. M. Uğur Derman & Nihad Çetin,
İslam Kültür Mirasında Hat San’atı,
IRCICA, 1992, sf. 229) 20. yüzyıl Türk hat sanatının
dâhi hattatlarından, Osmanlı ile
cumhuriyet nesilleri arasında
hat sanatı açısından bir köprü
görevi gören üstad Mustafa Halim
Özyazıcı’nın, bu alanda bir diğer
zirve olan dostu Necmeddin Okyay’a
hediyesi olan bu levha, sanat değeri
çok yüksek, manevi değeri çok
büyük, koleksiyonluk bir şaheserdir. 27,5 x 38 cm. * Özel Koleksiyon. * Provenans; eski Ali Kazgan
Koleksiyonu. * Referans; Prof. Uğur Derman
ve Nihad Çetin’in “İslam Kültür
Mirasında Hat San’atı” kitabında 181
nolu eser olarak yayınlanmıştır. * Eserdeki âyet okçuluğu meslek
edinenler tarafından kendilerine şiâr
olarak kabul edilmiştir. Üstad Necmeddin Okyay okçulukla
da uğraştığı için, Mustafa Halim
Özyazıcı mezkûr âyeti bu maksadla
celi sülüs bir istif olarak yazıp
kendisine hediye etmiştir ve âyetin
altındaki rıka (icazet) hattı ile
iki satırlık ferağ kaydında bunu
belirtmektedir. Eserin ince tezyinatı da yazılışından
hemen sonra müzehhip D. Tahsin
Aykutalp (1926-2013) ve S. Fevzi
Erce (?-?) tarafından müştereken
hazırlanıp Necmeddin Okyay’a
armağan edilmişti. (Prof. M. Uğur Derman)Devamını Oku