Alif Art - 19 EKİM 2024 MÜZAYEDE
| Teklif | Teklif |
|---|
TL
| Teklif | Teklif |
|---|
“Arka pencereden”
İmzalı, 1965-1970, mukavvaya marufle
karton üzerine yağlıboya.
62,5 x 38 cm.
* Suna & Yüksel Karaburçak
Koleksiyonu.
İhsan Cemal Karaburçak “Doğadan Esinlenmeler” ve “
Kent – Gece Görünümleri”
“Ben renk ressamıyım, güneş de renkleri öldürdüğü için tabiatı, havanın karardığı,
bulutların biriktiği veya yağmurdan sonra toprağın veya ağaçların ve binaların yıkandığı,
renklerin meydana çıktığı saatlerde sevmekliğim bu yüzden olabilir. Koyu
tonları da daha çok bu tonlar arasında uygun yerlere konulan ışıkların veya alttan
gelen aydınlatmanın olgun cazibesi altında kaldığım için seçiyor olmalıyım”. (İ.C.K.)
İhsan Cemal Karaburçak 1930-1970 yılları arasında portre, natürmort, kent manzaraları,
gece manzaraları, doğa görünümleri, soyutlamalar ve soyut çalışmalar olmak
üzere pek çok konuda eserler üretmiş, portre ve natürmort çalışmalarının yanı sora
resimlerindeki soyutlamaya, manzara çalışmaları üzerinden vararak kendi özgün
üslubunu bulmuştur.
İlk peyzajlarını yaptığı dönem, sanatçının Karaburçak (1930-1940) ve İ. Karaburçak
(1940-1944) imzalarını kullandığı arayış dönemi olduğu kadar, doğa gözlemleri
yaptığı, bazen kartpostaldan bazen şövale kurarak çalıştığı, bazen lekeci bazen çizgisel
üslup kullandığı, henüz figürü kompozisyonda nereye ve nasıl yerleştireceğinden
çok da emin olmadığı kendi deyimiyle -pazar ressamlığı- yaptığı kararsız ve çekingen
karakterli bir dönemidir. Ancak Karaburçak bu dönemi, Anadolu Ajansı’nda
çalışırken görevli olarak gideceği Bükreş’te resme ayırdığı zaman ve çalışma ile beş
sene gibi bir süre içerisinde başarıyla telafi etmiştir. Başka bir deyişle sanatçı, pazar
ressamı İhsan Cemal’i Bükreş’te bırakıp bambaşka bir İhsan Cemal ve bunu temsil
eden İ.C.Karaburçak (1944-1952) imzalı ile yurda dönmüştür. İhsan Cemal Karaburçak
bu dönem peyzajlarında adeta yabani çayırlardan kente doğru bir yolculuğa çıkar.
İlk peyzajları, evlerin ve bahçelerin olmadığı ıssız çayırlardır. Kendine has renklerini
bu çayırlar üzerinden çalışarak yaratmış, ana renkleri en parlak biçimleriyle ve
lekeci bir üslupla kullanmıştır. Zamanla bu yabani çayırları, köylerin yakınlarındaki
yeni ıssız ama bu sefer aralarında ekili-biçili tarlalara da rastlanan tepelere dönüştürmüştür.
Aralara tek tük evlerin de katıldığı bu peyzajlar; gerek manzaraya bakışı,
gerek kompozisyona figürü yerleştirimi gerek motifleri ama en çok da boya sürüşü
bakımından Pierre Bonnard’ın manzaralarını hatırlatır.
Karaburçak’ın hemen hemen tüm resimlerinde gökyüzü dikkat çekicidir. Sanatçı
gökyüzünde ya bir yıldız ya bir güney ya bir ay ya da bazen hem güneş hem ayı yan
yana kullanır. Bunun yanı sıra çoğu kent resmi de karanlıktır ve bu resimlerin geceden
mi yoksa sadece sanatçı istediği için mi karanlık “daha doğrusu koyu renkli”
olduğu konusu oldukça karmaşıktır. Dolayısıyla gece görünümlerini kent manzaralarından
ayırmanın yolu, resimde sanatçının adeta birer işaret gibi kullandığı bir ay,
bir yıldız ya da karanlıkta ışıldayan bir sokak lambası görmekten geçer. (Ref: İhsan
Cemal Karaburçak, Pera Müzesi Yayını, Nisan/2011).
İlginizi çekebilecek diğer eserlere göz atmak ister misiniz ?